Ateşin Düştüğü Yer

Cumartesi günü fırsat yaratıp Depo’daki Ateşin Düştüğü Yer sergisini gezme şansı buldum. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü vesilesiyle açılan sergi, farklı sanatçıları ve sanatçı gruplarını insan hakları çerçevesinde Depo’nun çatısında topluyor.

Depo’ya adımınızı attığınızda avaz avaz İstiklal Marşı’nı okuyan bir çocuk sesi karşılıyor sizi. O sesi takip edip üst kata yöneliyorsunuz, yerlerde krılmış kalemler, cezaevinden yazılan mektuplar, duvarlarda gazete küpürleri var. Birden tam karşınıza kocaman bir yazı çıkıyor; “Kızımın parçalarını eteğimde taşıdım”. Kışladan atılan havan mermisiyle hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ceylan’ın annesi Saliha Önkol’un sözleri bunlar.  Ardından çeşitli, sanatçıların resimleri, yerleştirmeleri, kolajları ve videoları sarıyor etrafınızı. Türkiye’nin insan hakları  ihlalleri tarihinin tam göbeğindesiniz artık. Tek tek hatırlıyorsunuz, öldürülen gazetecileri, yakılan köyleri, işkenceleri, katliamları…

TİHV, hala ateşin düştüğü yedeyiz diyor bu sergiyle, nasıl 20 yıldır olduysak hala burdayız. Sergi, hem ziyadesiyle zayıf olan toplumsal belleğimizi canlandırıyor, hem de ağır bir tokat gibi oturuyor yüreğimize. Hakikatle yüzleşmek her zaman zor olmamış mıdır zaten.

20 Nisan’a kadar sürecek olan sergide Türkiye’de yaşanan her türlü hak ihlaline karşı yapılan çalışmalar sergileniyor. 131 sanatçının videodan enstelasyona, resimden kolaja çok çeşitli işleriyle katılıdığı sergi, Türkiye’nin son 30 yıllık insan hakkı ihlalleri sürecine dair oldukça geniş bir panaroma sunuyor.

Küratörlük veya sponsorluklardan bağımsız, tamamen gönüllülük temelinde kollektif katkılarla oluşturulan sergiye bu kadar çok sanatçının çalışmalarıyla katılması ise insana umut veriyor. Hele de bunca iyi çalışmayı birarada görme frsatı kaçırılmaya gelmez.

Sergi bilgileri için…


Yorumlar devredışı edildi.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.