“Kaldırımların altında kumsal var”

Bize kimin için çalıştığınızı ve neler yaptığınızı anlatır mısınız?

Yazarım. İşim felsefe, mimarlık ve kent teorisiyle bilgi teknolojilerinin karışımından oluşuyor. California Üniversitesi Calit2’de Tasarım ve Jeopolitik Merkezi’ni yönetiyorum. Burada nano mühendisler, bioteknoloji uzmanları, fizik teorisyenleri ve elbette çılgın sanatçılarla yan yana çalışıyorum.

Dünya kabuğunun %2 ‘sini oluşturan şehirler dünya nüfusunun %50’sini barındırıyor. Sizce bu durum daha uyumlu bir dünya yaratmakta mimar ve tasarımcıların önemini vurguluyor mu?

Eğer mimar ve tasarımcıların şehirlerin mimari ve tasarımlarından sorumlu olduğunu kabul edersek vurguluyor. Bu hem doğru, hem de değil. Şehirler, çeşitli yöntemlerle etki altına alabileceğimiz, başlı başına yaşayan organizmalar. Fakat şehir, göçmen ağları, lojistik ağlar, finansal ağlar, bilgi ağları ve bu gibi çok çeşitli farklı faktörün etkisiyle gelişmeye devam ediyor. Yakın zamanda, bu gelişmelerin, şehir üzerinde herhangi bir şehir planından veya master plandan çok daha fazla etkisi olduğunu kabul etmek zorunda kalacağız. Fakat dünya kentlerini, birbirinden izole haldeki, ayrı ayrı kalelerden ziyade tek, kütlesel birer kentsel organizma olarak düşünmeye odaklanmamız gerekiyor.

Belki de gelecekte şehirler için temel iki çatışma noktası, bir yandan formel ve informel kentleşme, diğer yandan da “açık” ve kapalı kentleşme arasında yaşanacak. Dünyanın hızlı büyüyen birçok mega şehrinde informel, açık mekanlar hem muazzam bir bilinmezlik hem de muazzam bir önem ve yeniliğe sahip. Bunlar adeta birer laboratuar. Fakat ne laboratuarı olduğunu henüz bilmiyoruz.

İyiyi yapmaya dair duyulan istek sizce daha iyi tasarım ve mimarlık olarak karşılığını bulacak mı? Sosyal girişimcileri ve yenilikçileri daha fazla beslemek için sizce neler yapılabilir?

Daha iyi tasarımın iyi bir şey yapmak olduğu düşünülebilir fakat iyi tasarım dediğimiz nedir? Neye göre iyi mesela? Tasarım bir “gösterme”dir. Tasarlamak her zaman yapmakla eş değer değildir. Tasarlamak aynı zamanda önermek, projelendirmek ve paylaştığımız dünyanın maddi çatkısını oluşturmak anlamına da gelir. Bu iyi bir şeydir.

İnternetin yeniliğin önünü açmaya bu denli uygun olmasının sebeplerinden biri de internetin her tüketim noktasının aynı zamanda bir üretim noktasına dönüşmesine izin verecek şekilde inşa edilmesidir.

Peki ya bir şehir de aynı yöntemle çalışırsa? Benim için iyi şehircilik alışveriş ve eğlencenin hatta daha kötüsü güvenliğin diktatörlüğü değil, şans faktörünün, enteresan karşılaşmaların ve kolektif deneyimlerin yaşanabildiği sağlıklı bir bütünlüktür.

Parçaların ve atomların şehirciliği daha fazla etkisi altına alması herkesin kendini bir hücreye kapattığı renksiz ve yaşam enerjisini kaybetmiş mekanların yaratılmasına sebep oluyor. Bunun tersine global kent deneyimlerimizi, paylaştığımız mekanları çok daha açık ve eğlenceli bir hale getirebiliriz. “Kaldırımların altında kumsal var.”

Teknoloji insanları aydınlatmak, eğitmek ve özgürleştirmek için bir araç olarak kullanılıyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?

Evet ve aynı zamanda tam tersini de gerçekleştiriyor. Her zaman da böyleydi. Artık teknolojiyi “kullandığımız” bir şey olarak düşünmekten vazgeçmeliyiz. Teknoloji hayata dair bir politikadır. Daha iyi bir teknolojiye sahip olursak sınırları aşacağımıza dair görüş yanlış. Paul Virilio’nun ünlü sözlerini örnek verirsek “yeni bir teknolojinin bulunması yeni bir kazanın da bulunması anlamına geliyor”. Tam tersi de, yani her yeni kazanın yeni bir teknolojik yenilik ürettiği de doğru ama bu ne tür bir teknoloji?

Üretmeye devam etmenizi sağlayan nedir?

Ürettiğimiz tüm bu cümleler ancak birisi, hatta belki de hiç tanımadığımız birisi bu sözlerden birisini alıp onu asla tahmin edemeyeceğimiz bir şekilde kullandığında anlam kazanıyor. Ben ham malzemeyi üretip bunu insanların kullanımına sunmaktan dolayı mutluyum.

(Kaynak: The Guardian, Benjamin H Bretton Ropörtajı)

(Yazı ilgimi çekince bir kısmını çevirip yayınlamak istedim. Çeviri bana ait ve oldukça aceleyle yapıldığı için hatalar içermesi muhtemeldir. O yüzden ilginizi çekerse orjinal metine de bakmanızı tavsiye ederim.)


2 Yanıt to ““Kaldırımların altında kumsal var””

  • aglea

    teknolojinin bizi aydınlattığı doğru, ışıl ışıl hem de. o kadar ki geceleri artık yıldızları göremiyoruz. “eğitmek” konusu da bir yerden sonra daha çok “öğütmek” şeklinde tezahür etmeye başlıyor. gelelim özgürlüğe, meselâ bir cep telefonu diyelim. bizi özgürleştirmek şöyle dursun. girdiğimiz her delikte bulunup çıkarılmamıza yarıyor. kaçacak, yeryüzünde saklanacak hiçbir nokta bırakmadan hem de…

    tamam sustum. zira pek huysuz ve karamsarım meliscim:)

    ayrıca çok güzel bir çeviri olmuş, orjinaline gitmeyi de nereden çıkardın. çok teşekkürler. öpücükler:)

    • suursuz kabalak

      teşekkür ederim canım zeynep :) ) çeviride hamlamışım baya, keşke zaman olsa..

      açıkçası söylediklerin az bile, huysuzluk ve karamsarlık olsa keşke, ama maalesef böyle saçma bir gerçeklik içinde yaşıyoruz…

      yine de bir yerlerde bir şekilde alternatif üretmeye çalışan insanların olduğunu bilek de gönül rahatlatıcı.

      sevgiler…

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.